Kapitalist Devlet İçi Çatışmada "Balyoz operasyonu" AKP iktidarı, 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı'ndaki "harp oyunları" nda tartışılan "Balyoz Darbe Planı"yla ilgili olarak, 17 emekli general, 4 muvazzaf amiral, bazıları emekli 27 subay ve 1 astsubaydan oluşan 49 kişiyi gözaltına aldırdı.
Aralarında 2 eski kuvvet komutanı, eski 1. ordu komutanının da olduğu 49 kişinin gözaltına alınması, ülkenin tek gündemi oldu.
Düzen partileri gözaltılar nedeniyle birbirlerine girdiler.
Daha sonra mahkemeye çıkarılan kuvvet komutanları tahliye edildiler...
ABD'nin "Balyoz"la ilgili "hiçbir endişesi"yokmuş!...
Türkiye'de "Balyoz" operasyonu ile ilgili gözaltılar yaşanırken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Crowley, bir açıklama yaparak şunları belirtti; "Türkiye'deki siyasetin ve toplumun gelişimi içinde bu konular yeni değil. Spesifik bir endişemiz olduğunu düşünmüyorum. Şurası açık ki, atılan tüm adımlar Türk yasalarıyla uyumlu ve şeffaf olmalı."
Kısacası, ABD emperyalistleri "herşey bilgimiz dahilinde" diyerek, yaşanan sürece ilişkin bir "endişelerinin" olmadığını açık olarak ifade ediyorlar.
"Endişe duymuyorlar", zira bu süreç tamamen onların inisiyatifi dışında yaşanmıyor. Emperyalistler bundan dolayı, herkese "siz de endişe duymayın, süreç planlandığı gibi yürüyor" diyerek, açıklama yapıyorlar.
Emperyalistlerin izni ve onayı olmadan AKP iktidarının böylesi bir adım atması düşünülemezdi. Bu gerçek görülmeden, Türkiye'nin bağımlı bir ülke olması gerçeği gözardı edilerek, yaşananlar açıklanamaz...
AKP iktidarının herşeyiyle emperyalizme bağımlı olduğu gerçeği bir kez daha "Balyoz" operasyonlarında görüldü.
"Balyoz" tasfiyesi, demokratikleşme değil, oligarşi içi çatışmadır!
49 emekli ve muvazzaf subay ve astsubayın gözaltına alınması adeta "yeni bir dönemin" başlangıcı olarak sunulmaktadır. Böylesi bir operasyonun Cumhuriyet tarihinde "bir ilk" olduğu üzerine o kadar çok değerlendirmeler yapılıp, AKP propagandası yapıldı ki, AKP kutsandı adeta...
Özellikle, AB'ye girmekle "demokrasiye geçileceğini" savunanların ağzı kulaklarına varıyordu. "Artık bir daha cunta yapılmayacaktı", "cuntalar tarih oluyordu"... bir adım ötesi "AKP ülkeye demokrasi getiriyordu"
Kuşkusuz bu yorumlar doğru değildi. AKP, Ordu'dan halka karşı yapılmış cuntaların, işlenmiş suçların hesabını sormuyordu. Ya da işkence, katliam emirleri vermiş, ülkeyi emperyalizme peşkeş çekmiş generallerden bunun hesabını sormuyordu.
Bunların hiçbiri gündem bile değildi. "Balyoz" operasyonu ile sürdürülen bir iktidar çatışmasıydı. AKP, emperyalizmin desteğini de alarak, orduyu emperyalizmin istediği bir sınıra çekmeye çalışmaktadır. Bunun için de, "darbe"planlarını gerekçe göstermektedir. Kaldı ki, söz konusu olan "Balyoz Darbe Planı" bundan tam 7 yıl önce tartışılmıştır. AKP iktidar çatışmasında "darbe planları"nı öne sürerek, tasfiyeye sağlam zeminler kazandırmak istemektedir.
Bir yandan da sorunun "iktidar kavgası" olduğunu, oligarşi içi çatışma olduğunu gizlemeye, sorunu bir demokrasi sorunu olarak lanse etmektedir.
Çatışma emperyalizm istediği ve izin verdiği müddetçe sürecektir. AKP kendi iktidarını pekiştirip iktidarı önündeki engelleri temizlemeye çalışmaktadır.
Bu çatışma halkın yararına değildir, AKP halka saldırmaya devam ediyor
AKP bir yandan demokrasi gösterisi yaparken, asıl olarakta halka saldırılarına devam ediyor. TEKEL işçilerini tehdit eden, halka, devrimcilere ve kürt milliyetçilerine saldıran AKP iktidarı oligarşi içi çatışmayı kullanarak asıl gündemi buraya kilitlemeye ve buradan çeşitli kesimleri yedeklemeye çalışmaktadır. İşbirlikçi AKP, demokrasi manevraları ile destek almaya çalışıyor.
Halka verecek hiçbir şeyi olmayan AKP iktidarı, bu çatışmadan bir yandan kendi iktidarını güçlendirmeyi, halkı sindirerek, halk muhalefetini geriletmeyi düşünmektedir. Yaşananların özü budur.
***
Katlettiler, zulmettiler, sömürücülere, emperyalistlere uşaklık ettiler
Ama işte yine de "Dört efsane paşa", gözaltına alınmaktan, sorgulanmaktan kurtulamadılar.
Emperyalizm ve oligarşi adına yıllarca halka zulmettiler. Zulüm düzenini sürdürmekte sınır tanımadılar. Ellerinin altındaki güçleri yıllarca halka karşı seferber ettiler.
Herbiri halka karşı sürdürülen bu savaşta, gırtlağına kadar suçludur!
Halk düşmanlığında sınır tanımasalar da bugün oligarşinin hücrelerinde "burunları sürtülmektedir"
Emekli Org. Ergin Saygun!.. ABD Başkanı Bush tarafından "övülmen" de seni kurtaramadı.
Emekli Korg. Engin Alan!.. Özel Kuvvvetler Komutanı olarak, koruduğun bu düzen, döktüğün kan bile seni kurtaramadı. "Terörle mücadele" adına kan dökmen bile seni kurtaramadı.
Emekli Org. Çetin Doğan, yetmedi hizmetlerin!.. 1. Ordu komutanı olduğunda, Oligarşinin istekleri doğrultusunda hareket etmen de sana bir zırh olamadı. Seni korumaya yetmedi.
Emekli Oramiral Özden Örnek!.. Halka karşı sürdürdüğünüz savaş bile seni kurtarmadı!.. Yıllarca suç ortağın olan generallerle bu ülkeyi emperyalizme peş keş çektiniz.
Bu uşaklığınız bile sizi kurtarmaya yetmedi. Bir sabah vakti kapınıza dayanarak, "Hadi hazırlan, gidiyoruz diyebildiler.
Emperyalizm ve oligarşi işte budur. KULLANIR, KULLANIR ve sonra BİR LİMON GİBİ SIKAR ATARLAR!..
İşbirlikçiliğin, uşaklığın sonu yoktur...
***
Birbirlerinden farkları yok: Kafaları aynı, yöntemleri aynı
AKP Milletvekili Avni Doğan, yaptığı bir konuşmada; "Dün onlar fişliyordu, bugün biz fişliyoruz" diyordu.
Avni Doğan, hiç eğip bükmeden, dosdoğru gerçek düşüncelerini söylemiş. Gerçek budur. Daha doğrusu AKP'nin bakışı ve bugün yaptıkları budur.
Düne kadar halkı kontrgerilla saldırıları ile teslim almak isteyenlerin yöntemlerini bugün AKP kullanmaktadır.
Yani AKP iktidarı sadece, halkı fişlemekle yetinmeyip, her tür saldırı ve provokasyonu yürütmektedir.
"Onların yaptıklarını biz de onlara yapıyoruz." demek istiyor aslında. Ve gerçekte budur. Avni Doğan herhangi bir milletvekili değil, Milli Eğitim Komisyonu'nun değişmez üyelerinden biri. Dört dönemdir milletvekili.
AKP'lilerin asıl zihniyetini açıkça ortaya koymuştur. AKP, kendi dışındaki düşünceleri zorla engelliyor, telefonları dinletiyor, mücadele edenlere komplolar kuruyor. Kendi gibi düşünmeyenleri yıldırmaya, sindirmeye, ezmeye çalışıyor.
"40 sene onlar bu halka yaptı, inşallah sıra bizde." diyor Doğan. Artık, "biz iktidar olduk, herkese her istediğimizi yaparız" diyorlar.
Yapıyorlar da... Hakkını arayan emekçilere saldırıyorlar. Yeni faşist yasalar çıkararak, halkı, devrimcileri susturmaya çalışıyorlar. Kadrolaşıyor, tüm kurumları ele geçiriyorlar. Ele geçirdikleri yerlerde herkesin kendilerine tabi olmasını istiyorlar.
Tüm halkın kendilerine biat etmesini istiyor, biat etmeyene "kırk katır mı, kırk satır mı" dayatmasında bulunuyorlar.
"40 sene onlar yaptı" diyorlar ama aynısını bu kez bir 40 yıl daha kendileri yapmaya soyunuyor.
Dün ve bugün aynı şeyleri yapanlar, birbirlerinden farklı değildir. Halk düşmanlıkları ve faşist kafaları aynıdır.
Faşizmin klasik tavrı: Bize karşı olan herkes hain, herkes kansız!
Geçen hafta süren tartışmalara dair açıklama yapanlardan biri de AKP Çorum Milletvekili Ahmet Aydoğmuş idi. Onun açıklamasında herkes, AKP'lilerin beyinlerinde dolaşan ırkçılığı, halk düşmanlığını açıkça gördü. Şöyle diyordu Aydoğmuş: "AKP iktidarına karşı çıkanların kanını tahlile yollamak gerekir. Bu kanı bozuklar gizli sözleşmeler yaparak, ihanet etmişlerdir."
AKP kurmayları sabah-akşam yeminler ederek, demokrasiden, "düşüncelere saygıdan" söz ederken, gerçek düşüncelerini Ahmet Aydoğmuş yüksek sesle dile getirmiştir işte.
AKP'yi eleştirmeyi kansızlık olarak gören, eleştirenleri bile tehdit eden faşist bir iktidar ile karşı karşıyayız.
Onların iktidarında, demokrasi, düşünce özgürlüğü yoktur. Onların iktidarı, fişlemenin, sindirmenin, susturmanın geçerli olduğu bir iktidardır. Ve Aydoğmuş'un sözleriyle bir kez daha suçüstü yakalanmışlardır. |